haftasonu mahsulleri

ncfomen.jpg

Cuma aksami seyrettik arkadaslarla. Iyi bir film izleyicisiydim eskiden ama yillar yili hollywood filmlerine maruz kalmisligimdan oturu film analiz yetenegimi buyuk olcude yitirmis oldugumu dusunuyorum. Saniyorum bu dusuncemi dogrulayacak bir filmdi No Country for Old Men. Iyi oyuncular (Tommy Lee Jones, Javier Bardem), muziksiz, ya uzun sessizliklerin ya da guney aksanli uzun konusmalarin gectigi modern bir vahsi bati filmi. Guney aksanli konusmalarin cogunu anlayamadigimi utanarak itiraf etmek istiyorum. Akademinin affina siginarak filmi sIkIcI buldugumu belirtmek istiyorum…hem ben kimim ki degil mi dostlar? sIkIlmIsIm, eglenmisim, gozlerimi kisip oyuncularin agizlarina odaklanip soylediklerini desifre etmeye calismisim, kafam patlamis kimin umurunda?

juno.jpg

Iste bu tam bana gore bir filmdi. Uzun zamandir gormek istiyordum. Bizim koyun ucuz sinemasina gelmesi de itici faktor oldu tabi. Zeki esprilerle dolu, hayatin icinden, basit ama etkileyici bir konusu var. Juno rolundeki Ellen Page bana hareketleri, konusmasi ve yuruyusuyle bizim salsaci catlak Liz’i hatirlatti. 16 yasinda bir kiz ve ailesinin aniden cikagelen bir hamilelikle yuzlesmesi, ona alismasi, kacinilmaz bir sekilde bebekle beraber buyumesi…Seyredelim, sevelim…

kite-runner_cover.jpg

Ahhh ki ne ahh…Aldigim ilk sevgililer gunu hediyesinin cumartesi pazar demeyip sabahin kor vaktinde (ise giderken bile uyanmadigim kadar erken) uyanip sayfalarini acar acmaz beni saatler, gunler boyu esir alacagini, yatagimda sessiz sessiz ziril ziril aglatacagini ne ben ne de hediyeyi veren sevgili bilebilirdik. Son zamanlarda Vedat Turkali’nin “Bir Gun tek Basina” kitabini boyle soluksuz okumustum. Bittiginde de bir daha boyle okuyacagim bir kitap kimbilir ne zaman elime gecer demistim. Yanilmisim. Iki Afgan cocugun ilginc, okurken insanin canini yakan dostluklarinin anlatildigi bir kitap. Cocuklardan birinin, sansli olanin mi demeli bilmiyorum, hayati Rus isgalinden sonra Amerika’da devam ediyor. Basarili bir yazar olmasina ragmen geride biraktigi Hassan’in hayali ve ic hesaplasmalari onun pesini hic birakmiyor. Taliban rejimi altinda kivranan Afganistana kisa sureligine geri dondugunde ise hersey, heryer oyle yabanci ki…

Okurken bana en ilginc gelen seylerden biri kitapta gecen bircok Farsca kelimelenin Turkce’de kullanildigini gormek oldu. Oyun gibiydi. Tashakor, khasta, ghazi, namoos, nikah, istirham, su an aklima gelenler..Dahasi; Nasrettin Hoca (mulla nusraddin diye geciyor kitapta) fikralari vardi. kelimeler bir yana, orta dogulu insanin batidan farkli deger yargilari, saygi-sevgi-namus anlayisi, ve hayati acisiyla tatlisiyla kabullenisinin yanisira iste o deger yargilarinin tehdit altinda oldugunu hissettigindeki gereksiz dikbasliligi ve asiligi…ve cay..ille de demlisinden en bi karasindan bardak bardak cay…

2 Responses to “haftasonu mahsulleri”

  1. kekvekahve says:

    Merhabalar hopeforbetterdays,

    Evet evet şirketin ağır erişim kalkanını aştıktan sonra yorum bırakabiliyorum artık.

    İlk yazına bıraktığım bir yorumla denenmem başarıya ulaştı.

    Bu yazında beni en çok ilgilendiren kitaba ilişkin yazdıkların oldu tabii. Kite Runner, türkçeye Uçurtma Avcısı adı ile çevrilip everest yayınlarından çıkmış ve çok da satmış.Fİlmi çekilmiş, Film ve özellikle kitap için çok iyi eleştiriler var ancak ben tamamen kaçırmışım.

    Kitapla ilgilenmeme yorumundaki şu ifadeler neden oldu açıkcası: orta dogulu insanin batidan farkli deger yargilari, saygi-sevgi-namus anlayisi, ve hayati acisiyla tatlisiyla kabullenisinin yanisira iste o deger yargilarinin tehdit altinda oldugunu hissettigindeki gereksiz dikbasliligi ve asiligi.

    Aslında ben çoğu zaman batılıların, ortadoğuluların değer yargılarına ve kültürüne hep tepeden ve önyargılarla baktığını düşünürüm. Bunun basit de bir nedeni var, tüm diğer kültürleri, olması gerekenin kendi kültürü olduğu, olması gereken fiziksel görünüşün kendi fiziksel görünüşü gibi olması gerektiği, olması gereken değer yargılarının kendi değer yargıların gibi olamsı gerektiği yönünde taşıdığı inanç.

    Bu çok sistematik bakış açısı karşısında ortadoğulularda bir kopleks değil ama tepki olduğu açıktır. Oryantalist yaklaşıma en güzel ve büyük tepkiyi de batılıları anlamak adına yazdığı kitapları ve makaleleleri ve söyleşileri ile Edward Said verdi sanırım.

    Tabii kitaptaki ortadoğlunun tepkisinin dikbaşlılığının gereksiz olup olmadığını okuyarak anlayacağım. Okuma listeme aldım kitabı. Edward Said okudun mu bilmiyorum ama bir başlangıç yapmadıysan otobiyografik kitabı “Yersiz Yurtsuz”la başlamanı tavsiye ederim. Batının kültürü ile yetişmiş bir ortadoğulunun batıyı anlama ve onların doğuluları hangi açılardan değerlendirip nasıl anlayıp algıladıklarını görmek açısından iyi bir başlangıç.

    Yorum yazısını da çok uzattığım için de affet,

  2. admin says:

    Merhaba Kek ve Kahve, yorumlarini gorebilmek cok mutlu etti beni inan ki. Kisacik yazabilecegim is icin disari cikmam gerekiyor. Ucurtma avcisi kitabinin filmi de oldugunu ogreneli 1-2 hafta olmustu. Bu haftasonu izleme sansim oldu sonunda. Inanilmaz derecede kitaba sadik kalarak cekilmis, oldukca etkileyici bir film. tabi ki kitapta sayfalarca suren ugrasmalar, didinmeler, duygusal cozumlemeler hemen olup bitiyor ama cok sey alip goturmemis. Diyaloglar bile kelimesi kelimesine ayniydi diyebilirim. Edward said’i cok duymus olmama ragmen okuma sansim henuz olmadi. En kisa zamanda okumaya calisacagim. Soylediklerinde tamamen haklisin bati kulturunun bize olmasi gerekenmis gibi empoze edildigi cok dogru. Yayilmaci ve isgalci zihniyet kultur isgali de yapmis tabi ki yuzyillardir.
    En kisa zamanda tekrar gorusmek uzere…

Leave a Reply