Archive for April 2009

pek neşe dolmuyor insan…

Cocuk bayrami olan tek ulke olabiliriz ama cocuklarimizin egitimini, beslenmesini, sosyal gelisimlerini, aslinda en temel insani hak ve ihtiyaclarini karsilama konusunda nal topladigimiz ortada.

Yilmaz Ozdil yazmis, icim burkularak okudum…

Bir kismini buraya yaziyorum:

Bizim cocuklar Yunanli cocuklardan daha az balik yiyor. Ispanyol, Portekizli, Ingiliz, ve Italyan cocuklari daha cok sut iciyor. Belcikali, Koreli, Arjantinli, Rus, Meksikali ve Paraguayli cocuklar daha cok cikolata yiyor. Hesapta soguk ulke ama Isvecli, Norvecli ve Danimarkali cocuklar 10 misli daha fazla dondurma yiyor.

Bizim cocuklar bunlarin hepsinden fazla dayak yiyor…Anneleri de…

Uzatmayayim.

Bugun 23 Nisan.

Kazik kadar adam olduk, ondan midir nedir, pek nese dolmuyor insan”

baba beni ergenekona gonderme!

ergenekon.Jpeg

bu sacmalik ne zaman bitecek?

Son Ergenekon avi hepimizin malumu. Hukumet bu sefer de binlerce gencin, “darbeci” diye gozaltinda tuttuklari, evlerini destikleri insanlar sayesinde okula gidebilmis kiz cocuklarinin ahini aldi. Bu is nereye kadar gidecek, bu sacmalik ne zaman bitecek?

Cemaatci, Fethullahci hukumet, cemaat karsitlarini avliyor tek tek. Kimler kimlerden emir aliyor ? bu guzel insanlarin isimleri yazilmis listeler hangi kirli ellerden cikiyor?

Ece Temelkuran’in bugunku yazisindan bir alinti:

Gülen de Saylan gibi hasta
Gülen de tıpkı Saylan gibi hastadır. Onun sağlığına muktedirler, Saylan’ın sağlığına çoğu aç kız çocukları duacıdır. Gülen’in ziyaretine ensesi kalınlar ve boynu kıldan inceler gider, Saylan’ın ziyaretine sesi hiçbir yerde duyulmayan, okula gidebilmek için dev gibi törelere karşı incecik boyunlarıyla meydan okuyan çocuklar. Ne ‘darbeci’ çocuklardır onlar, bir bilseniz! Darbe üzerine darbe alırlar ve yine de eğilmez boyunları.
Gülen de Saylan da bu ülkede birbirinden farklı değerler sistemini temsil eder. Ergenekon harekâtı bu değerler sisteminin mücadelesi midir? Eğer değilse niye Gülen bu kadar çok konuşurken Saylan ‘Şşşşş!’ demek zorunda bırakılmaktadır?
Artık konuşma vaktidir.”

merak…

 rubber-duckie.jpg

Uzun zamandir bu blogda yayinladigim seyler Turkiye’deki politik haberlerle sinirli kaldi. Kes yapistir usulu…Bu durum artik beni de rahatsiz etmeye basladi. Hayatim oyle karmasiklasti ki son zamanlarda kafayi toparlayip yogunlasip kendimden birseyler yazamadim.Arada yazdiklarim da oyle ustunkoru oldu ki utandirdi adeta.

Neyse efenim, nedir bu fani isler basimdaki? Sondan baslayayim diyorum: Tasindik! Herkesin korkulu ruyasidir ama 7.5 aylik hamile biri icin ne demekmis bizzat tecrube ederek ogrendim. Ohh be, soyledim de rahatladim!! Aylardir su sanal alemde yazarak hayati paylastigim, ya da ayni sekilde benimle hayatlarini paylasan arkadaslarima bunu soylememekti galiba burada kendimden birseyler yazmaktan uzaklastiran en buyuk etken. Ama yalniz degilsiniz; ailelerimiz de bu gecikmeden en az sizin kadar paylarini aldilar. Herseyin yolunda gittiginden emin olmak, kendimi en azindan mental olarak duruma alistirmak istedim. Ozellikle son zamanlarda fiziksel olarak surekli bir devinim icinde oldugumdan duruma alisma kavrami anlamsiz kaliyor. Hele de ilk hamilelikten bahsediyorsak…

Mantikla ve sevgiyle baslamis olsa da bu hikaye, genelde sanilanin aksine beni bulutlarda ucuran bir psikoloji icine burunmedim isin basindan beri. Oyle kendimi agucuk gugucuk yaparken bulmadim. Belki de fazla sakinakli olmamdan, aman alistirmayayim kendimi olur da kotu birsey olursa cok uzulurum psikolojisinden kaynaklandi bu durum.  Belki de duygularimi gostermekten cekinmemden oldu. Sulu zirtlak herseye aglama potansiyeli olan biri icin tezat bir durumdu tabi. Suclu da hissetmedim degil kendimi. Ama herkes hamileligi kendine has yasiyor saniyorum, ben de en sonunda kendimi suclamaktan vazgectim. Hormonlarimin goturdugu yere gidiyorum. Biraktim kendimi “nesting” icgudusune bu aralar. Tasinmis olmanin kacinilmazidir bir sure valizlerden kutulardan kiyafetleri bulup cikarip giymek, ya da ihtiyacin olan birseyi bulmak icin 15 tane kutunun icinden ya sundadir ya bunda yapmak. Ama gun gelir dellenirsin ve bu haftasonu bu is bitecek dersin girisirsin valizin birini acarak. Ben hergun delleniyorum amma velakin agirlik merkezi kaymis, agirlasmis, nefes almakta, egilip kalkmakta zorlanan bir bedenle fazla yol katetmek mumkun olmuyor. Eski performanstan eser kalmamis. Hormonlarin gucu adina deyip de dellendigim zamanlarda ulen ne oluyo bana boyle pes etmezdim demeye kalmadan kendimi egreti yerlestirilivermis bir koltukta bacaklarimi havaya kaldirmis yatarken buluveriyorum.

Tasinmayi bir kenara birakacak olursak sadece bebegin ihtiyaclari konusunda, alinmasi, hazirlanmasi, yikanmasi, okunmasi, karsilastirilmasi, uzerinde dusunulmesi ve  planlanmasi gereken oyle cok sey var ki hamile kadinlarin uykularinin bolunup de geceleri baykus misali evde dolasmalarinin baslica nedeni bunlar olsa gerek. Yok vucut hazirlaniyormus, yok sagdan sola donemiyormussun, yok sadece sol tarafina donuk yan yatacakmissin hikaye. Gecen gun Yesil Erik turlu cesit liste yayinlamis blogunda sagolsun ama bendeniz inek ogrenci tadinda aaa onun listesinde bu varmis bende niye yok seklinde killanarak okudugumu farkedince vazgectim detayina bakmaktan. Utanc!!

Butun bu yapilmasi planlanan hazirliklar minik bir kiz icin sevgili arkadaslar. Evet, neye benzeyecegini olesiye merak ettigim bir kiz…Gozu, kasi, bakisi, gulusu neye benzeyecek? Neleri sevecek, neleri sevmeyecek? Annesi gibi yesile, cicege bocege ve tasa topraga mi yoksa babasi gibi yildizlara denize ve goge mi vurgun olacak? Nasil dokunacak, nasil sarilacak, sarip sarmalanacak?  Sakinakli mi, korkusuz mu olacak adimlari ve elini uzatisi? Topraga cimene ilk bastiginda, denize ayagini ilk soktugunda sevincten ciglik mi atacak, korkup aglayacak mi? Nelere baglanacak tutkuyla? O bizi, biz onu nasil yoguracagiz?

Iki a$ik insandan nasil bir anne-baba yaratacak?

Size oy vermedik…

Müzisyen Fazıl Say, seçimin ardından Deniz Baykal’a bir mektup yazdı…

İşte o mektup:
Mustafa Kemal Atatürk,bugün bu saatte yaşıyor olsaydı, muhtemelen: “AKDENİZ’DEKİ ORDULAR!!İLK HEDEFİNİZ, ANADOLUDUR! İLERİ!!!”emrini verirdi…
Ülkenin deniz kenarındaki hemen hemen bütün şehirleri AKP‘nin elinden geri alındı dünkü seçimde…
Ege, Akdeniz tamamen…
Karadeniz’in ve Marmara’nın da çoğu…
Büyük kısmı CHP de toplanarak…
Batı Anadolu . (İzmir mesela) kilitlenmiş durumda…Ezici bir üstünlükle.
Güneydoğu,
Kürtler,…
Çok haklı olarak DTP de karar kıldılar..
Onlarınki de ezici üstünlük…
Orta ve Doğu Anadolu ve tabiki Ankara ve İstanbul‘un milyonlarca nüfuslu varoşları ,
iktidar partisi AKP de…
Bu da %39 demekmiş tam olarak…
Ak Parti‘yi zor bir 3 yil bekliyor..
Ama unutmayın: Tayyip Erdoğan usta bir liderdir..
En azından bu elindeki %39 u asla kaybetmiyecektir,
ve siz gelip %39 dan fazlasını almadığınız sürece de
biz burada boşuna dil döküyor olacağızdır…
Ülkenin batısı Yunanistan
doğusu Afganistan gibi…
İnsanları da öyle…
Atatürk:”Ben halkı niye dinleyeyim? Halk beni dinlesin!” diyen, cesur tip bir liderdi…
Bu ama,”tarihe not düşen” büyük liderlerin uslubudur..
Kendisinden sonra
öyle bir lider gelmedi…
Büyük bir bağlama üstadı olan Arif Sağ’ın:
“Ben sazımı ne dinleyeyim? Sazım beni dinlesin!”
demesi gibi…
Aynı şekilde,Arif Sağ’dan daha iyi bağlama çalan henüz yok…
Ludwig van Beethoven ,sağırlığında bile bütün insanlığa kendini dinletmekte…
Niye???
Deniz bey,
” Toplanalım psikolojisi”nde size destek vermekteyiz…
“Bölünmeyelim,ufalmayalım,ezilmeyelim, mahvolmayalım” psikolojisi…
Ne sizin parti başkanlığınız,
ne Kemal Kılıçdaroğlu‘nun İstanbul liderliği ,
umurumuzda değildi …
Derdimiz endişelerimizdi…
Ve onlar hala varlar…
Kılıçdaroğlu‘nun dürüstlüğü…
Düşünün ki bir Sezen Aksu var,
sürekli Tarkan ve Ajda Pekkan’ı eleştiriyor,
“Kirli söylüyorlar” diyor(yolsuzluk yapıyorlar der gibi misali örnek),
“dürüst değiller” diyor (playback yapar onlar der gibi keza) vesaire…
Ama eninde sonunda halk da Sezen Aksu’ya soracaktır:
“Peki ya sen ne yaptın?” diye…
Biz de sadece beklemedeydik,
Kılıçdaroğlu kazansaydı neler yapacaktı diye…
Yöntemi ama: “Müthiş bir şey” değildi! Hem de hiç değildi…
Zaten kazanamadı da…
Yazık oldu, görmek isterdik,
“gelse ne yapardı?”yı…
Sayın Baykal,
Eskişehir,Ordu ve İstanbul-Şişli’nin laik oy olmasına ,
ama seçim haritasındaki renginin farklı olmasına
üzülmediniz mi siz??
Artık ne zaman Türkiye’nin sol-laik oy bölünmesinden kurtulacağız??
Ne zaman??
1980′ler ve 90′lar da kaç kere fırsat tepildi bu sebepten???…
Sırf bu bile “huzursuzluk”…
hepimizde…
Ben Eskişehirli olsam mesela :
şehrimde mucizeler yaratmiş bir Büyükerşen’den asla vazgeçmem.
Ama Türkiye genelinde DSP‘nin %2 oy alacağını da bilerek…
Hazin bu… Sorumlusu sizsiniz…
Anadolu şehirlerinde ise endişeler iyice artmakta,
Elazığ??
Sivas?? (Aşik Veysel’in Sivas’ı…
uzun ince bir çıkmaz sokaktayım!!
benim sadık yarim %2 CHP!!)
laiklik tamamen unutulmuş durumda…
Neden???
AKP‘nin yoğun olduğu yerler özellikle…
Kadınlarımız etekle dolaşamıyor,
marketlerde bira bile satılmıyor,
bilim ve sanat zaten yok…
tarikatlar çoktan almış başını gitmiş,
dinci siyaset başa geçmiş…
Neden???
Neden karşı siyaset üretilmemiş???
Neden sahaya çıkılıp bu mücadele verilmemiş??
Neden??
Var mı iktisadi açılımlarınız??
bu şehirlerin insanlarına hitap etmek konusunda?
Eğer yoksa, CHP‘nin başına ,sizin yerinize, “iktisadi ve gercekçi fikirleri-projeleri olan” birisini istiyoruz.
Açık ve net…
Çünkü ülkemizin de, hayatlarımızında, en kritik , en belirleyici yıllarndayız…
Varsa fikirler,
ne ala ,
uygulamaya geçilmesini hemen isteriz…
Deniz bey,
Mevzubahis konusu olan şey yaklaşik 2o-3o milyon insanın endişeleridir..
Ve bu endişeler gerçekten ciddi boyuttadır…
Bu şaka bir rakam değildir…
3o milyon :
3 kere Macaristan,
5 kere İsviçre
16 kere Estonya eder…
Bu muhim bir güçtür…
Ve bizler ,atılım görmek istiyoruz…
Ötekileşmekten kurtulmak,
Ergenekon vs gibi paranoyalardan
ve şeriat gibi travmalardan çıkmak ,
normal bir ülkede mutlu bir şekilde yaşamak istiyoruz…
Türkiye’nin öteki yüzü de aynı şeyleri istiyor elbet…
Var mı ikisini toparlayacak gerçekçi bir iktisadi fikir???
Piyano ile “Ney” fevkalade güzel beraber müzik yapabilir Deniz bey…
Yeter ki beste iyi olsun…
Ve buradaki iyiden kasıt ,
iki enstrumanı da cok iyi tanımaktan geçer…
Piyano ile Ney beraber müzik yaparken,
nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmekten geçer…
Ortaya bir ilk çıkabilir
ve bu muhteşem olabilir…
Varoşlar ???
Ordaki insanlar için ne yapacaksınız???
Su anda tamamen toplanmiş olan laik birlikten alacağınız destek ile büyük şehirlerimizin( adini bile duymamış olduğumuz semtlerinde yasayan ) yeni sahiplerine
neler sunmak istiyorsunuz?
Var mı “eğitim projeleri”niz??
İşsizliğe çözüm??
Kültür sanat projeleri??
Bunlara destek olacak “sivil toplum örgütleri”…
ya da “sponsorlar” ???
O insanlara AKP‘den daha fazla şey sunacak mısınız ???
bu 3 yıl içinde???

Güneydoğu’da oyunuz sıfır!
Sıfır aslında iyi bir başlangıç noktasıdır…
Tabi fikirler varsa…
Kürtlere nasıl yardımcı olacaksınız?
Kürt sorununa nasıl çözümler getireceksiniz???
Deniz bey,
Bu mektubumu okuyan insanlar muhtemelen
mektubun altına kendi sorularını da ekleyeceklerdir…
Ve size sorulacak cok soru var..
Ama bir sey gerçek:
Yapmak zorundasınız…
Yapamıyorsanız da yerinizi
en saygın bir şekilde
bu işlerin üstesinden gelebilecegine inanan
genç bir yeteneğe bırakın…
Bizler uzun zamandır “inanç” görmedik..
Cok uzun zamandır…
Seçim mitingleri sırasında,Tayyip Erdoğan‘ın dil sürçmeleri sonucu çıkmış yanlış cümleleri üzerinde (kronometre ile tutmak zorunda kalmıştım) tam 52 dakika konuştunuz..
Sürekli bir “eşek” tartışması…
Katır… At… İnek…
Her mitingde…
Kendimi haftalarca 3 yaş zekasının içinde buldum
ve cok sinirlendim bu duruma…
Size oy veren %24 bu zekanın çok üstünde.
Bunları bilin isterim..
Bu yazımın altına muhtemelen yüzlerce kişi kendi eleştirilerini de yazacaktır…
Hepsini okuyun…
Size verilen %24 oy asla “size” değildi…
Toplandik biz…
Endişelerimizden ötürü…
(Bu betimlememin kısmen haksız olduğunu biliyorum, burada belediye seçimleri söz konusu olan…Çok başarılı cok değerli belediye başkanlarınız da kazananlar arasındadır… Haksızlık yapmak istemezdim..Ama Antalya örneği , bu seçimin genel itibariyle mahalli değil siyasi oldugunun en güzel örneğidir.Senden benden daha laik ve şehrine cok güzel hizmetler hediye etmiş bir başkan idi Menderes Türel… ta ki , Ak Parti‘ye Antalyalıların şu ortamda daha fazla oy veremeyeceği asıl gerçek olandır…)
Her zaman dostlukla…
saygıyla içtenlikle

|