- Uncategorized (72)
- May 7, 2010: geldim yolun yarisina...
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kek ve kahve
- kırk fırın ekmek
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- May 2010
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
merak…
Uzun zamandir bu blogda yayinladigim seyler Turkiye’deki politik haberlerle sinirli kaldi. Kes yapistir usulu…Bu durum artik beni de rahatsiz etmeye basladi. Hayatim oyle karmasiklasti ki son zamanlarda kafayi toparlayip yogunlasip kendimden birseyler yazamadim.Arada yazdiklarim da oyle ustunkoru oldu ki utandirdi adeta.
Neyse efenim, nedir bu fani isler basimdaki? Sondan baslayayim diyorum: Tasindik! Herkesin korkulu ruyasidir ama 7.5 aylik hamile biri icin ne demekmis bizzat tecrube ederek ogrendim. Ohh be, soyledim de rahatladim!! Aylardir su sanal alemde yazarak hayati paylastigim, ya da ayni sekilde benimle hayatlarini paylasan arkadaslarima bunu soylememekti galiba burada kendimden birseyler yazmaktan uzaklastiran en buyuk etken. Ama yalniz degilsiniz; ailelerimiz de bu gecikmeden en az sizin kadar paylarini aldilar. Herseyin yolunda gittiginden emin olmak, kendimi en azindan mental olarak duruma alistirmak istedim. Ozellikle son zamanlarda fiziksel olarak surekli bir devinim icinde oldugumdan duruma alisma kavrami anlamsiz kaliyor. Hele de ilk hamilelikten bahsediyorsak…
Mantikla ve sevgiyle baslamis olsa da bu hikaye, genelde sanilanin aksine beni bulutlarda ucuran bir psikoloji icine burunmedim isin basindan beri. Oyle kendimi agucuk gugucuk yaparken bulmadim. Belki de fazla sakinakli olmamdan, aman alistirmayayim kendimi olur da kotu birsey olursa cok uzulurum psikolojisinden kaynaklandi bu durum. Belki de duygularimi gostermekten cekinmemden oldu. Sulu zirtlak herseye aglama potansiyeli olan biri icin tezat bir durumdu tabi. Suclu da hissetmedim degil kendimi. Ama herkes hamileligi kendine has yasiyor saniyorum, ben de en sonunda kendimi suclamaktan vazgectim. Hormonlarimin goturdugu yere gidiyorum. Biraktim kendimi “nesting” icgudusune bu aralar. Tasinmis olmanin kacinilmazidir bir sure valizlerden kutulardan kiyafetleri bulup cikarip giymek, ya da ihtiyacin olan birseyi bulmak icin 15 tane kutunun icinden ya sundadir ya bunda yapmak. Ama gun gelir dellenirsin ve bu haftasonu bu is bitecek dersin girisirsin valizin birini acarak. Ben hergun delleniyorum amma velakin agirlik merkezi kaymis, agirlasmis, nefes almakta, egilip kalkmakta zorlanan bir bedenle fazla yol katetmek mumkun olmuyor. Eski performanstan eser kalmamis. Hormonlarin gucu adina deyip de dellendigim zamanlarda ulen ne oluyo bana boyle pes etmezdim demeye kalmadan kendimi egreti yerlestirilivermis bir koltukta bacaklarimi havaya kaldirmis yatarken buluveriyorum.
Tasinmayi bir kenara birakacak olursak sadece bebegin ihtiyaclari konusunda, alinmasi, hazirlanmasi, yikanmasi, okunmasi, karsilastirilmasi, uzerinde dusunulmesi ve planlanmasi gereken oyle cok sey var ki hamile kadinlarin uykularinin bolunup de geceleri baykus misali evde dolasmalarinin baslica nedeni bunlar olsa gerek. Yok vucut hazirlaniyormus, yok sagdan sola donemiyormussun, yok sadece sol tarafina donuk yan yatacakmissin hikaye. Gecen gun Yesil Erik turlu cesit liste yayinlamis blogunda sagolsun ama bendeniz inek ogrenci tadinda aaa onun listesinde bu varmis bende niye yok seklinde killanarak okudugumu farkedince vazgectim detayina bakmaktan. Utanc!!
Butun bu yapilmasi planlanan hazirliklar minik bir kiz icin sevgili arkadaslar. Evet, neye benzeyecegini olesiye merak ettigim bir kiz…Gozu, kasi, bakisi, gulusu neye benzeyecek? Neleri sevecek, neleri sevmeyecek? Annesi gibi yesile, cicege bocege ve tasa topraga mi yoksa babasi gibi yildizlara denize ve goge mi vurgun olacak? Nasil dokunacak, nasil sarilacak, sarip sarmalanacak? Sakinakli mi, korkusuz mu olacak adimlari ve elini uzatisi? Topraga cimene ilk bastiginda, denize ayagini ilk soktugunda sevincten ciglik mi atacak, korkup aglayacak mi? Nelere baglanacak tutkuyla? O bizi, biz onu nasil yoguracagiz?
Iki a$ik insandan nasil bir anne-baba yaratacak?
April 10, 2009 at 4:22 pm
her haliyle size hayatı sil bastan ogretecek…
April 10, 2009 at 5:12 pm
Cok sevindim! Tebrikler!
Gunlerdir gundemimizde bebekler. Ay aman, herkes ya bebek yapacak ya yapmis! Imrenme ile korku arasinda dolasip duruyorum biyolojik saatin de tum alarmlarini calistiriyor olmasinin yardimiyla. Yanlis anlasilmasin benim korkum belali doktoramdan kaynaklaniyor
Bu yuzden cok cesur gorunuyorsunuz gozume. Helal olsun :))
Yesil Erik’in listesini ben de gordum. Ne cok detay varmis.
Kolayliklar diliyorum sana. Her sey yolunda, keyifle gider umarim.
April 12, 2009 at 10:54 am
Guzel yorumlariniz icin sagolun arkadaslar. Fundycigim, biliyorum bizi sil bastan yaratacak minicik sey. Kesfedilmemis yanlarimizi kesfedecegiz sayesinde. Heyecan ve biraz da korkuyla bekliyorum.
Sevgili Yok Ki, haklisin doktora sirasinda girisilecek bir is degil. Hele de deney falan yaparken. Ben de biyolojik saatim alarm zillerini calmasina ragmen ben de post-doca sarkittim. Takma kafana, elbet bitecek doktora hem de senin gibi sabirla, ozenle calisan biri icin.Kolayliklar diliyorum.
April 13, 2009 at 10:07 am
çok çok tebrik ederim,
nasıl güzel yazmışsın, nasıl da merak ettiğim dönemlere geri götürdün beni.
“Annesi gibi yesile, cicege bocege ve tasa topraga mi yoksa babasi gibi yildizlara denize ve goge mi vurgun olacak?”
Hangisi olursa olsun, dünyanın en güzeli en muhteşem yaratığı o olacak sizin için.
lütfen ara verme, bizi merakta bırakma. bu haberden sonra daha çok merak edeceğim seni sevgili hopeforbetterdays.
April 13, 2009 at 10:14 am
Cok tesekkurler Kek ve Kahve. Yalniz olmadigimi tekrar tekrar hatirlamak icin bazen acip senin hamileyken yazdigin guzel yazilari okuyorum.
Habersiz birakmam merak etme.
Sevgiler
April 15, 2009 at 2:53 pm
Tebrikler! :o)
www.elifsavas.com/blog